Kervan yürüyor... Emaneti devralmaya hazır mısın?
وَلَا تَقُولُوا لِمَن يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتٌ ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَٰكِن لَّا تَشْعُرُونَ (البقرة 154)
1966 yılında Afganistan’ın Kandahar şehrinde doğdu. Molla Ömer’in en güvendiği askeri komutanlardan biriydi. Sovyet işgaline karşı genç yaşta savaşırken bir bacağını kaybetti, ancak bu durum onun cephedeki aktifliğini hiç azaltmadı. Taliban'ın askeri kanadının en karizmatik ve etkili saha komutanı olarak kabul edilirdi. Özellikle 2001 sonrası ABD işgaline karşı yürütülen direnişin taktiksel liderliğini yaptı. Cephedeki askerleri arasında sarsılmaz bir otoriteye ve büyük bir sevgiye sahipti. İşgalciler için "ele geçirilmesi imkansız bir hedef" olarak görülüyordu.
"Biz bu dağları terk etmeyiz. Bir bacağımı Allah yolunda verdim, diğerini de, canımı da vermeye hazırım. Bizim için ölüm, hürriyetin kapısıdır."
... Devamını Oku
1960 yılında Afganistan'ın Kandahar şehrinde, fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Sovyet işgaline karşı genç yaşta silaha sarıldı ve bu savaşta bir gözünü kaybetti. 1994 yılında, ülkedeki kaosu sona erdirmek ve İslami bir nizam kurmak amacıyla Taliban hareketini kurdu. 1996-2001 yılları arasında Afganistan İslam Emirliği'nin lideri (Emirü'l Mü'minin) olarak görev yaptı. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD'nin "Usame Bin Ladin'i teslim et" ültimatomunu, "Bir Müslümanı bir kafire teslim etmek İslam onuruna sığmaz" diyerek reddetti ve sarsılmaz bir duruş sergiledi. Ömrünün son 12 yılını, dünyanın en büyük orduları tarafından aranmasına rağmen Afganistan topraklarını terk etmeden, büyük bir gizlilik ve dervişane bir sadelik içinde geçirdi.
"Allah bize zafer vaad etti, Bush ise yenilgi. Bakalım hangi vaat gerçekleşecek?"
... Devamını Oku
1957 yılında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, ülkenin en zengin ve etkili ailelerinden birinin oğlu olarak dünyaya geldi. Ekonomi ve işletme eğitimi aldığı yıllarda İslami hareketlerle tanıştı. 1979 yılında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi, hayatının dönüm noktası oldu. Muazzam servetini, konforlu hayatını ve aile bağlarını geride bırakarak Afganistan dağlarına gitti. Burada "Arap Afganlar" olarak bilinen mücahitleri organize etti, onlara lojistik ve finansal destek sağladı. 1988 yılında, dünya çapında bir ağ kurma amacıyla El-Kaide’nin temellerini attı. Batılı güçlerin İslam coğrafyasındaki askeri ve siyasi varlığına karşı "küresel cihad" anlayışını savundu. Özellikle Amerika’nın Ortadoğu politikalarına karşı yürüttüğü amansız mücadele ile dünya tarihinin seyrini değiştiren en etkili figürlerden biri haline geldi. Ömrünün büyük bir kısmını cephelerde, mağaralarda ve takip altında geçirdi.
"Allah’a yemin olsun ki; Filistin’de huzur ve güven hakim olmadıkça ve tüm kafir orduları Muhammed (sav)’in topraklarından (Arap Yarımadası) çıkmadıkça, Amerika asla huzur ve güvenlik yüzü göremeyecektir."
... Devamını Oku
1960 yılında Gazze'de doğdu. İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın genel komutan yardımcısı ve fiili lideri olarak görev yaptı. Direnişin askeri kapasitesini modernize eden, dağınık grupları düzenli bir orduya dönüştüren mimar olarak bilinir. 2011 yılında, 1000'den fazla Filistinli esirin özgürleşmesini sağlayan Gilad Şalit (Vefa el-Ahrar) takas operasyonunu bizzat yönetti. Bu başarısı nedeniyle işgal rejiminin en çok arananlar listesinin başında yer aldı. Disiplini, gizliliğe verdiği önem ve askeri dehasıyla Gazze'nin savunma hattını sarsılmaz hale getirdi.
"Bizim için hiçbir esir geride kalmayacak, özgürlüklerine kavuşana kadar elimiz tetikte olacak."
... Devamını Oku
1966 yılında Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarındaki Arura köyünde doğdu. El-Halil Üniversitesi'nde Şeriat eğitimi aldı. İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın Batı Şeria'daki temellerini atan ve askeri yapılanmasını kuran en kritik isimlerden biridir. Ömrünün 15 yılını işgal zindanlarında geçirdi. Hamas’ın Siyasi Büro Başkan Vekili ve direnişin Lübnan sorumlusu olarak görev yaptı. Özellikle Batı Şeria'daki direnişin yeniden canlanmasında ve Aksa Tufanı sürecinin askeri planlamasında başrol oynadı. İşgal rejiminin yıllarca süren suikast tehditlerine karşı vakur duruşunu hiç bozmadı ve "Şehadeti bekleyen biriyim" diyerek meydan okudu
"Benim yaşım, beklediğimden çok daha uzun sürdü. Şehadet benim için bir gecikmedir, bir son değil."
... Devamını Oku
1951 yılında Kazakistan sürgünündeyken doğdu. Eski bir Sovyet topçu albayı olmasına rağmen, halkının özgürlük çağrısına sessiz kalmayarak Çeçen direnişine katıldı. Cahar Dudayev’in en güvenilir askeri dehası ve genelkurmay başkanıydı. 1996’da Rusya’yı masaya oturmaya zorlayan efsanevi Grozni (Cevherkale) Operasyonu'nun mimarıdır. Dudayev’in şehadetinden sonra Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi. Hem bir diplomat hem de bir savaşçıydı; Çeçenistan'ın bağımsızlığını uluslararası hukuk zemininde savunurken, aynı zamanda dağlarda Rus ordusuna karşı yürütülen amansız direnişi bizzat yönetti.
"Biz sadece topraklarımızı savunuyoruz, bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Ancak hürriyetimizden asla taviz vermeyiz."
... Devamını Oku
1991 yılında ABD'de doğdu, ancak aslen Kayserili bir ailenin evladıdır. Kayseri Özel Hisarcıklıoğlu Fen Lisesi son sınıf öğrencisi ve üniversite sınavlarına hazırlanan başarılı bir gençti. 2010 yılında, Gazze’deki insani dramı sona erdirmek ve ablukayı delmek amacıyla yola çıkan Mavi Marmara gemisine gönüllü olarak katıldı. Henüz 19 yaşındayken, cebindeki not defterine yazdığı samimi duygularıyla ve tertemiz ahlakıyla tanınıyordu. Gemide sadece insani yardım taşımakla kalmıyor, aynı zamanda mazlum bir halkın sesi olmayı hedefliyordu. İsrail askerlerinin uluslararası sularda gemiye düzenlediği saldırıda, elinde sadece kamerasıyla gerçekleri kaydederken yakın mesafeden hedef alınarak şehit edildi.
"Şehadet şerbetine son adımlar... Acaba bu güzel nimet bana da nasip olacak mı?"
... Devamını Oku
1998 yılında Diyarbakır'da doğdu. Lise öğrencisi olan Yasin, çevresinde güzel ahlakı, sessiz kişiliği ve yardımseverliğiyle tanınan bir gençti. Köy-Der isimli bir yardım kuruluşu bünyesinde gönüllü olarak faaliyetlere katılıyordu. 2014 yılının Kurban Bayramı'nın dördüncü gününde, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde üç arkadaşıyla birlikte ihtiyaç sahibi ailelere kurban eti dağıtmak üzere yola çıktı. 6-7 Ekim olayları sırasında, sokakları ateşe veren ve kaos çıkaran gözü dönmüş bir grubun saldırısına uğradı. Sığındığı bir dairede henüz 16 yaşındayken arkadaşlarıyla birlikte hunharca katledildi. Gençliği ve sadece "kurban eti dağıtma" amacı taşıyan masumiyetiyle, Türkiye'deki İslami gençliğin en taze ve en hüzünlü şehitlerinden biri oldu.Allah rahmet eylesin.
"Bizim bu kurban etlerini muhtaçlara ulaştırmamız lazım, bizi bekleyen insanlar var."
... Devamını Oku
1983 yılında Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye mülteci kampında doğdu. Mühendislik dehasıyla tanınan Fadi, Gazze İslam Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Malezya’da Elektrik-Elektronik Mühendisliği üzerine doktorasını tamamladı. Kuala Lumpur’daki bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışırken, enerji sistemleri ve güç elektroniği alanında dünya çapında prestijli ödüller aldı. Onu diğer bilim insanlarından ayıran en önemli özelliği, teknik bilgisini ve mühendislik yeteneğini Filistin direnişinin hizmetine sunmasıydı. Özellikle İnsansız Hava Araçları (İHA) teknolojileri ve güç sistemleri üzerine yaptığı kritik çalışmalar, siyonist rejimin hava üstünlüğüne karşı direnişin teknik kapasitesini artırmayı hedefliyordu. Hem bir Kur'an hafızı hem de bir bilim insanı olarak, modern çağın "mücahit mühendisi" portresini çizdi. Bilgi birikimi işgal rejimi için büyük bir tehdit olarak görüldüğü için özel olarak hedef seçildi."
"İlim, vatanın özgürlüğü ve ümmetin izzeti için kullanıldığında gerçek değerini bulur."
... Devamını Oku
1906 yılında Mısır'ın Asyut bölgesinde doğdu. Gençlik yıllarında edebiyat ve eleştiri alanında tanınan bir yazarken, 1940’ların sonunda eğitim için gittiği ABD’de Batı medeniyetinin manevi boşluğunu ve materyalizmini bizzat gözlemledi. Bu süreçten sonra hayatını tamamen İslam davasına adadı. Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) teşkilatının en önemli ideoloğu oldu. "Fî Zilâl-il Kur'ân" (Kur’an’ın Gölgesinde) tefsiri ve "Yoldaki İşaretler" gibi eserleriyle İslam dünyasında devrim niteliğinde bir düşünce uyanışı başlattı. Cemal Abdünnasır rejiminin baskılarına, hapislerine ve ağır işkencelerine rağmen inancından bir adım bile geri atmadı. Onun fikirleri, sadece Mısır'da değil, tüm coğrafyalarda hürriyet ve tevhid mücadelesinin temel taşlarından biri oldu.
"Eğer Allah’ın kanunuyla mahkum edilmişsem, Allah’ın hükmüne boyun eğerim. Eğer beşerin kanunuyla mahkum edilmişsem, batıdan af dileyecek kadar alçalmam. Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağım, bir tağutun hükmünü asla onaylamayacaktır!"
... Devamını Oku
1882 yılında Suriye’nin Lazkiye kentinde doğdu. Mısır’da El-Ezher Üniversitesi’nde eğitim gördü; burada İslami ilimlerin yanı sıra sömürgeciliğe karşı direniş fikirleriyle tanıştı. Suriye’ye döndüğünde Fransız işgaline karşı silahlı direniş başlattı. Fransızlar hakkında idam kararı çıkarınca Filistin’e, Hayfa’ya geçti. Orada sadece bir din görevlisi olarak kalmadı; işçiler ve köylüler arasında teşkilatlanarak İngiliz sömürgeciliğine ve siyonist yerleşimcilere karşı ilk düzenli silahlı direniş gruplarını kurdu. "Cihadın sadece sözle değil, fiiliyatla olacağını" savunarak bugün Gazze'deki direnişin askeri kanadına adını veren o büyük meşaleyi yakan isim oldu.
1996 yılında Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda doğdu. Üniversite eğitimini Gazze’de tamamladıktan sonra gazeteciliğe başladı. 2023 yılında başlayan Aksa Tufanı sürecinde, Kuzey Gazze’nin neredeyse tek sesi haline geldi. İşgal ordusunun "kuzeyi boşaltın" tehditlerine rağmen bölgeyi terk etmeyi reddetti; halkının yaşadığı açlığı, yıkımı ve soykırımı tüm dünyaya aktarmaya devam etti. 2023 Aralık ayında İsrail’in evlerini hedef alması sonucu babasını şehit verdi, ancak bu acıya rağmen kamerasını bir an bile yere bırakmadı. Gazeteciliği sadece bir meslek değil, bir "emanet" ve "cihad" olarak gördü. Kuzey Gazze’deki kıtlığı, çocukların çığlıklarını ve enkaz altındaki yaşam mücadelesini saniye saniye dünyaya duyurarak siyonizmin medya ambargosunu kıran en etkili isimlerden biri oldu.
"Eğer bu sözler size ulaşırsa, bilin ki İsrail beni öldürmeyi ve sesimi susturmayı başarmıştır. Filistin'i size emanet ediyorum."
... Devamını Oku
1974 yılında Niğde'nin Bor ilçesinde, Çukurkuyu beldesinde dünyaya geldi. Çocukluğunu Niğde'de geçirdikten sonra Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde yurt içinde ve yurt dışında kritik görevlerde bulundu. 15 Temmuz 2016 gecesi, darbe girişiminin en kırılma noktalarından birinde başrol oynadı. Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’dan aldığı "vatan haini Semih Terzi'yi durdurma" emrini, sonunda şehadet olduğunu bile bile tereddüt etmeden yerine getirdi. Darbeci generali etkisiz hale getirerek Özel Kuvvetler Karargâhı'nın ele geçirilmesini önledi ve o geceki direnişin fitilini ateşleyen en büyük kahramanlardan biri oldu.
1990 yılında Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde doğdu. Şanlıurfa’nın köklü Arap aşiretlerinden biri olan Bihemi aşiretine mensuptu. Şanlıurfa İl Müftülüğü bünyesinde imam-hatip olarak görev yapan Saklanan, son olarak Haliliye ilçesindeki Kepez Mahallesi Camii'nde görevliydi. Evli ve dört çocuk babası olan Saklanan, çevresinde sakin, dürüst ve derviş meşrep karakteriyle tanınırdı. 7 Ekim Aksa Tufanı süreciyle başlayan Gazze’deki soykırımdan derinden etkilenmiş, her gün televizyonda katledilen çocukları gördüğünde gözyaşı dökecek kadar hassas bir yüreğe sahipti. 2024 yılının Nisan ayında, yasal bir tur kafilesiyle Ürdün üzerinden Kudüs’e geçti. 30 Nisan günü, işgalci siyonistlerin Mescid-i Aksa ve Filistin halkı üzerindeki zulmüne karşı tek başına bir direniş eylemi gerçekleştirerek, Anadolu’nun Kudüs davasına olan sarsılmaz sadakatini tüm dünyaya kanıyla ilan etti. Şehadetinin ardından Hamas lideri İsmail Haniye ailesini bizzat arayarak taziyelerini iletmiş ve onu "Aksa Şehidi" olarak selamlamıştır.
"İsrail-Filistin savaşı başladığından beri ne yemeğimden ne de içeceğimden tat alamıyorum."
... Devamını Oku
Adıyamanlı olan Yakup Erdal, evli ve üç çocuk babasıydı. Aksa Tufanı operasyonunun ardından Filistin’de yaşanan soykırıma ve zulme karşı büyük bir sorumluluk hissederek, "Müslüman kardeşlerim oradayken ben burada duramam" diyerek yola çıktı. Seyfullah Bilal Öztürk ile birlikte Lübnan-Filistin sınır hattına ulaşarak İzzeddin el-Kassam Tugayları bünyesinde işgalci siyonistlere karşı fiili mücadeleye katıldı. Sade bir hayat süren ancak yüreğinde büyük bir Kudüs davası taşıyan Erdal, Anadolu insanının Filistin direnişiyle olan sarsılmaz bağının ve fedakarlığının en somut örneklerinden biri oldu.
"Gazze'deki Müslüman kardeşlerimiz bu durumdayken biz burada duramayız."
... Devamını Oku
Edirne’de doğup büyüyen Seyfullah Bilal, ilim ve cihad şuuruyla yetişmiş bir gençti. Babası Ömer Öztürk’ün Afganistan ve Çeçenistan saflarındaki mücadelesinden aldığı mirası, Aksa Tufanı sürecinde bizzat cepheye taşıma kararı aldı. "Gazzeli kardeşlerim orada can verirken ben burada duramam" diyerek yola çıktı ve Lübnan-Filistin sınır hattına ulaştı. Orada İzzeddin el-Kassam Tugayları bünyesinde, siyonist işgale karşı yürütülen operasyonlarda aktif görev aldı. Sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda çevresinde güzel ahlakı ve fedakarlığıyla tanınan, ümmetin dertlerini dert edinen bir gençti. Türkiye'den Aksa Tufanı'na fiilen katılan ilk şehitlerden biri olarak, Anadolu gençliği ile Filistin direnişi arasında manevi bir köprü kurdu.
"Ben ve annesi, çocuklarımızı bugünler için büyüttük. Seyfullah Bilal'in şehadet haberi bizim için bir taziye değil, bir tebriktir."
... Devamını Oku
1797 yılında Dağıstan’ın Gimri köyünde doğdu. Dağıstan ve Çeçenistan'ın üçüncü imamı ve Kafkasya halklarının Rus Çarlığı'na karşı yürüttüğü "Müridizm" hareketinin en büyük lideridir. Sadece bir komutan değil; fıkıh, tefsir ve edebiyat alanında derinleşmiş büyük bir alimdi. Dağınık haldeki Kafkas kabilelerini bir araya getirerek "Nizam-ı Cedid" adıyla düzenli bir ordu ve devlet yapısı kurdu. Sayıca ve silah bakımından kendisinden kat kat üstün olan Rus ordularına karşı, dâhiyane gerilla taktikleriyle 25 yıl boyunca Kafkasya dağlarını Ruslara dar etti. 1859 yılında, halkının daha fazla kırılmaması için onurlu bir teslimiyet protokolü imzaladı. Rusya'da sürgün hayatı yaşadıktan sonra Hacca gitmesine izin verildi. Ömrünü İslam davasına ve Kafkasya'nın hürriyetine adayan Şamil, Müslümanların kalbinde "yaşayan bir şehit" olarak yer edindi.
Selahaddin Ürük, 1984 yılında İslami dava ile tanışmış, tüm dünya meşgalesini terk ederek hayatını İslami tebliğ ve eğitime adamış bir dava adamıdır. İşini bırakarak bütün vaktini bu hizmetlere ayırmış; hicret, zindan ve fedakârlıklarla dolu bir hayat yaşamıştır. Mazıdağı’nda İslami çalışmaların öncülerinden olmuş, açtığı kitabevi ve düzenlediği ders halkalarıyla özellikle gençlerin eğitimine yoğunlaşmıştır. Dürüstlüğü, disiplinli çalışması ve örnek ahlakıyla çevresinde güven ve saygı kazanmıştır. Kadınların ve gençlerin eğitimine büyük önem vermiş, israf ve zaman kaybına karşı son derece hassas bir yaşam sürmüştür. 1992 yılında gözaltına alınmış, ağır baskılara rağmen davasından taviz vermemiş ve cezaevinde de eğitim faaliyetlerini sürdürmüştür. Tahliyesinden sonra farklı şehirlerde İslami hizmetlerine devam etmiş, tüm riskleri bilmesine rağmen çalışmalardan geri durmamıştır. Şehadetinden kısa süre önce “Artık şehadeti hak ettim” diyerek bu yola olan bağlılığını dile getirmiş, bir operasyonda şehadete kavuşmuştur. Cesareti, fedakârlığı ve yetiştirdiği kadrolarla ardında derin izler bırakmıştır. Allah rahmet eylesin
"Şimdi yatma zamanı değil çok az zamanımız var, bu imkânlar yarın elimize geçmeyebilir"
... Devamını Oku
Selami Yurdan, 1966 yılında Ağrı’da doğmuş ve 1990’lı yıllarda Bosna Savaşı'nın sembol isimlerinden biri haline gelmiş bir iş insanıdır. İstanbul’da kurulu bir düzeni ve ticari hayatı varken, 1992 yılında Bosna-Hersek’teki savaşa kayıtsız kalamayarak bir grup arkadaşıyla cepheye gitmiştir. 22 Ağustos 1992 tarihinde Saraybosna yakınlarındaki İlyaş (Ilijaš) bölgesinde Sırp güçlerine karşı savaşırken hayatını kaybetmiş ve kamuoyunda "Bosna'nın ilk Türk şehidi" olarak anılmaya başlanmıştır. Geride bıraktığı tüm mal varlığı ailesi tarafından Bosna'ya bağışlanmış; inanç dünyasını yansıtan "Gece Notları" isimli yazıları ise vefatından sonra geniş kitleler tarafından okunmuştur.
"Her Müslüman erkek ve kadın bedel ödemeye hazır olmalıdır."
... Devamını Oku
Muhammed Mursi (1951-2019), Mısır’ın demokratik seçimlerle göreve gelen ilk sivil cumhurbaşkanıdır. Akademik kariyerine ABD’de mühendislik doktorası yaparak ve NASA'da çalışarak başlayan Mursi, ülkesine döndükten sonra Müslüman Kardeşler hareketi içerisinde siyasi mücadele verdi. 2011 devrimi sonrası, 2012 yılında cumhurbaşkanı seçildi. Ancak görev süresince yaşanan siyasi kutuplaşma ve ekonomik sorunlar sonucu, 3 Temmuz 2013'te General Abdülfettah es-Sisi liderliğindeki askeri darbe ile görevden uzaklaştırıldı. Ömrünün son yıllarını hapiste geçiren Mursi, 2019 yılında yargılandığı mahkeme salonunda geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
1985 yılında Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda doğdu. Asıl adı Huzeyfe Samir el-Kehlut olan Ebu Ubeyde, 2002 yılında İzzeddin el-Kassam Tugayları’na katıldı ve 2005 yılından itibaren tugayın resmi askeri sözcüsü oldu. Yüzünü kırmızı bir kefiye ile gizlemesiyle tanınan ve "Maskeli Adam" olarak sembolleşen Ebu Ubeyde, psikolojik savaş ve medya stratejileri konusunda direnişin en etkili ismi kabul edildi.